Çin Ulusal Nükleer Kurumu (CNNC), uranyum zenginleştirme kapasitesini iki katına çıkaracak ve enerji verimliliğini %30 artıracak olan “Yeni Nesil Yüksek Hızlı Gaz Santrifüjü” projesinin başarıyla devreye alındığını açı.
Ocak 2026 itibarıyla operasyonel hale gelen bu yeni teknoloji, Çin’in sadece kendi nükleer santralleri için değil, küresel nükleer yakıt pazarı için de ana tedarikçi olma yolundaki en büyük adımı olarak görülüyor.
1. Teknolojik Devrim: Karbon Fiber ve Manyetik Yataklar
Yeni santrifüjlerin en büyük farkı, geleneksel çelik alaşımların yerine yüksek mukavemetli karbon fiber malzemelerin kullanılması. Bu sayede:
- Daha Yüksek Dönüş Hızı: Santrifüjler, ses hızının birkaç katı hıza ulaşarak uranyum-235 izotoplarını çok daha etkin bir şekilde ayırabiliyor.
- Sıfır Sürtünme: Gelişmiş manyetik yataklama sistemi sayesinde mekanik aşınma minimize ediliyor ve cihazların ömrü 20 yılın üzerine çıkıyor.
2. Kapasite Artışı ve Enerji Verimliliği
Çin’in yeni tesislerinde kullanılan “kaskat” (ardışık bağlı santrifüj dizileri) mimarisi, birim alanda elde edilen SWU (Ayrıştırma İş Birimi) değerini rekor seviyeye taşıdı. Bu, daha az elektrik harcayarak daha fazla nükleer yakıt üretilmesi anlamına geliyor.
3. Küresel Pazarda Rusya ve Batı’ya Rakip
Dünya uranyum zenginleştirme pazarı uzun süredir Rusya (Rosatom) ve Avrupa merkezli Urenco konsorsiyumunun kontrolündeydi. Çin’in bu hamlesi, özellikle “Hualong One” gibi kendi reaktörlerini ihraç ettiği ülkelere, yakıt tedarikini de paket olarak sunmasını sağlayacak.
Nükleer Stratejist Analizi: “Bu Sadece Enerji Değil, Bir Güç Projeksiyonudur”
Bir kıdemli stratejist olarak bu gelişmeyi şu teknik detaylarla analiz ediyorum:
1. Uranyum Zenginleştirmenin Fiziği: Uranyum zenginleştirme işlemi, uranyum hekzaflorür (UF6) gazının yüksek hızda döndürülmesine dayanır. Merkezkaç kuvveti formülü F=mω2r uyarınca; dönüş hızı (ω) ne kadar artarsa, ağır ve hafif izotoplar arasındaki ayrışma o kadar keskinleşir. Çin’in karbon fiber hamlesi, çeliğin parçalanma sınırını aşarak bu “hız” bariyerini yıktı.
2. Ekonomik Tam Bağımsızlık: Çin, dünyada en çok nükleer reaktör inşa eden ülke konumunda. Ancak nükleer yakıt döngüsünde (Fuel Cycle) dışa bağımlı kalmak bir ulusal güvenlik riskiydi. Bu yeni santrifüjler, Çin’in ithal uranyum cevherini kendi tesislerinde “silah seviyesine varabilecek kadar” hassas veya “sivil reaktör seviyesinde” zenginleştirmesine olanak tanıyor.
3. Jeopolitik Satranç: ABD ve AB, Rusya’ya olan nükleer yakıt bağımlılığını azaltmaya çalışırken Çin’in bu kapasiteyle ortaya çıkması, Batı için yeni bir “tedarik zinciri ikilemi” yaratacaktır. Yarın birçok Avrupa ülkesi, Rus yakıtı yerine Çin yakıtı alma noktasına gelebilir.
